Allah şöyle buyurdu: “Ey insanlar! Şüphesiz sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık, tanışasınız diye sizi kavim ve kabilelere ayırdık” (Hucurat suresi, 13). “Dillerinizin ve renklerinizin farklı farklı olmasıdır” (Rum suresi, 22). Bu ayetleri farklı insanlar, çeşit lisanlar ya da diller hakikat olduğunu söylüyordu.
Bana göre, kültürel kimliğimizi tanımlaması dil ile başlar. Bu amaçla, bu makalede yabancı dil öğrenmenin hayatımızdaki rolü ve önemini anlatmayı planlıyorum. Ayrıca dil öğrenme fırsatları/zorlukları nelerdir, benim dil öğrenme deneyimlerim nasıl sorularına cevap vereceğim.
Yabancı dil öğrenmek bir milletin kimliğini tanımak demektir.Kimlik bir kişinin veya grubun tanımlandığı anlamına gelir.
Bir dilden o milletin tarihini, mirasını tanıyabilir ve o milletin nasıl düşündüğünü, evren ve diğer hakkındaki görüşünü anlayabiliriz. Onların duygularını ve hislerini anlayabiliriz. Metafor ve atasözleri nasıl ve ne zaman kullandıklarını anlayabiliriz. Samimi şiirleri ve şarkılarıyla uyumlu oluyoruz ve onların ruhuna uygun oluyoruz.
Hayata bakış açımız diğer insanların dilleri ile zenginleşiyor ve bunun sayesinde ruhumuzdaki bir boşluğu dolduruyoruz. En önemlisi iletişim ve insanları anlamak daha kolay ve daha iyi hale gelir. O zaman yabancı dil öğrenimi, insanların fikirlerini ve deneyimlerini öğrenmektir.
Ama yabancı dil öğrenme fırsatları /zorlukları nelerdir? bu zorlukları nasıl aşarız? Bu zorluklardan ilki, Başakalarna ihtiyacımız olmadığı ve dolayısıyla onların dillerini öğrenmemize gerek olmadığı fikridir.
Aslında bizden farklı veya bize benzeyen insanlara ne kadar açılırsak, onların dillerini o kadar çok öğrenebiliriz. Bu, birbirimizi anlamamıza ve kendimizi mutlu etmek için birlikte çalışmamıza yardımcı olur. Hepimiz aynı topraklarda yaşıyoruz, aynı havayı soluyoruz, hepimiz Adem ile Havva’dan ve tek ruhtan geliyoruz. Çok dil bilen insanlar, dil öğrenme kültürü yayılmalı.
İkinci zorluk, yabancı dilleri yalnızca okulda veya kolejde öğrenmeyi içerir. Ancak yabancı dil öğrenimi, toplumun tüm kesimlerini içine alan programlarının bir parçası olmalıdır.
Diğer taraftan, günümüzde yabancı dil öğrenme çok kolay hale geldi. Dil öğrenmek için zengin olmak zorunda değiliz veya özel okullara gitmek zorunda da değiliz. İnternet üzerinden ücretsiz olarak eğitim almak mümkündür. Ayrıca diziler aracılığıyla öğrenebiliriz ya da yabancı arkadaşlarla birlikte yaşama yoluyla dil öğrenme fırsatı vardır.
Benim yabancı dil öğrenme deneyimlerim gelince. Babam bana bir kez şöyle demişti: “Diğer iyi anlamak istiyorsan, onların ne düşündüğünü bilmek gerekir onlarla konuşmam gerekir. Bunun onların dillerin öğrenmekten başka bir şey değildir”.
İngilizceyi hikayeler, ünlü romanlar okudum, film izleyerek kendim öğrendim. İngilizce bir dil öğrenmek için kolay buldum. Evlendikten sonra iki kızım oldum. Ülkemizde Fransızca öğrenme eğitim sistemine girdi, kızımı öğrenmek için ben de öğrenmek zorunda kaldım.
Sonrası yüksek lisans eğitimim nedeniyle Sorbonne Üniversitesi’ne kayıt oldum ve oraya Fransızca öğrenmek için yola çıktım. Fransızlara daha çok yaklaştım, Fransızcayı sevdim, onun müzik onun telaffuz bir romantik dil olduğunu hissettim.
Yıllar sonra Hıristiyan teolojisi okumak için İtalya’ya bir burs kazandım, günlük iletişim için bazı cümleler öğrenmek zorunda kaldım, harika bir deneyim oldu, kalbime en sevdiğim dil İtalyanca, garip bir büyü vardı.
Sonra Türkiye’ye geldiğimde, Türk dizileri, şarkıları yüzünden bu diliyle aşık olduğum. Türk diliyle tarihimizin, kültürümüzün birbirine yakın olduğunu ve kimliğimizin bir olduğunu hissettim.
Son olarak, birçok dil öğrenme yoluyla çok sayıda zihni, farklı kimlikler, tarih ve kültürler tanıdım. Bütün hayatımı farklı dillerde kitaplar arasında geçirdim. Hayatımın geri kalanını Türkçe kitapları arasında geçirmek istiyorum çünkü bu benim kimliğime en yakın bir dildi, bu toprak, İslam ve insanlıkla aynı uzun tarihi paylaşıyoruz hissettim.